Açılış Sayfam | Sık Kul.lara Ekle    Ana Sayfa   İletişim Formu   Ziyaretçi Defteri   FOTO GALERİ   FORUM   BEŞKÖY FM   
Ana Sayfa   ->  Mesaj Panosu -> Mesaj Ekle
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 17.07.2007
Şehir: Zonguldak
 
Ömer Yavuz -/- Tarih :21-10-2009 Çarşamba | 12 : 50 10
dernek ve genel kurul
Degerli akrabalarım dernegimizin almış oldugu olagan üstü genelkurul kararını üzülerek gecen hafta örendim. Dernegin olagan genel kuruluna az bir zaman kala olaganüstü genelkurula gitmenin dernege fayda saglamıyacagı düşüncesindeyim.cünkü daha önce benim başkanlıgımda bu şekilde gercekleşmişti hatırlayan akrabalarımız olacaktır.Bu günkü sıkıntılarında o genelkurulun sonucudur .bu yüzden bunu tekrar yaşamanın bir faydası olmayacagı düşüncesindeyim. Fakat bu dernegin kurulmasından bu güne kadar görev yapmış tüm akrabalarımız bir şekilde bir masa etrafında oturur ve nefislerini bir kenara bırakırda bizler dernegimizin sahibiyiz derlerse bu genel kurul bizlere fayda saglar.Yoksa yönetimdeki tüm akrabalardan şahsi rican şudur olagan genel kurula kadar dernegi taşımalarıdır saygılarımla.......
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 16.07.2007
Şehir: İstanbul - Anadolu
 
AYDIN İSKENDER -/- Tarih :12-10-2009 Pazartesi | 17 : 36 37
DOĞRU SÖZE...
Evet sevgili akrabalarımız ben murat iskender'in yazdığı yoruma pek fazla eleştiri yapamıyacam doğru söze ne denir demem yeter sanki ...
murat iskender benim abim abi seni seviyorum...seni yanlış anlayanlar oldu ben farkındayım ama ben seni savunmadım bir gün seni anlayacaklarını bildiğim için...herkes bir gün gerçeği görecek menfaatle çıkılan yolda gerçek fedakarlar yorulur ve yolun yarısına varmadan döner...bbiz daha yolun başındayız abi ...çok güzel yazmışsın , alınan bu kongre kararını buradan şimdi öğrendim bu görevi yürütüp bu kararı alan yönetimdeki akrabalrımıza sevgi ve saygımız aynı boyutta devam edecek ama inşallah onların bağlılığı bu oluşuma daha fazla olacak ve küsme olmayacak...
inşallah bu görevi üstlenecek akrabalarımız bizi dahada gururlandıracak ve sesimizi duyuracaktır..tüm akrabalarımıza saygı ve sevgiler sunuyorum...
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 17.07.2007
Şehir: Trabzon
 
Murat -/- Tarih :07-10-2009 Çarşamba | 19 : 57 39
Buraya kadar
YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR.

Okuduğum bir kitapta İskenderpaşayı tanıyanlar; onun bir derya olduğunu araştırırsanız hangi yönünü araştıracağınızı şaşırırsınız ifadeleri yer alıyor. İskenderzadeler derneği kuruluncaya kadarda çoğumuzca İskenderpaşa Mahallesi, bu isimleri taşıyan çeşmesi okulu, hanı, hamamı ciddi bir mana oluşturmuyordu. Ama bu oluşum sayesinde ciddiye alınması gereken bir ailenin mensubu olduğumuzun farkına vardık. Bu değere sahip çıkabildik mi? Onu herkes kendine sorsun. Bu derneğin varlığı için ne çaba sarfedip, ne kadar katkıda bulunduk?
Derneğin kurulduğundan bu güne kadar elimden geldiğince her akrabama eşit mesafede ilgi duyup birlikteliğe faydalı olmaya çalıştım. Buradan zaman zaman sizinle beraber oldum. Dernek toplantılarının çoğuna katıldım. Bildiklerimi sizinle paylaşıp, dernekle ilgili alakalarınızı bekledim. En son katıldığım bir toplantıda Trabzon' un tarihi yeri olan ortahisar semtinde bulunan Kanuni Vakfı binasında derneğimize bir yer alabilme çabası içinde idi arkadaşlarımız. Böylece Trabzon' un tarihi ile bütünleşip Trabzon'da hak ettiğimiz yeri alma çabasında olacaktılar. Ama ilgisizlik ve duyarsızlık onları yalnız bırakıyordu. "Acaba yapmamız gerekenleri yapamayıp aileye haksızlık mı ediyoruz" düşüncesi almıştı kendilerini. Öyle ya o zaman bayrağı teslim edelim. Aidat ödememekle, ilgisiz kalmakla belki bir şeyler söylenmek isteniyor da söylenemiyordu. Daha güzelini yapanlara fırsat vermek lazımdı. İnatlaşıp ayak diretmek aklıselim insana yakışmazdı. Akrabalarımızdan gelen istekte bu yönde olduğu kanaati kendilerinde hasıl olmuş olacak ki, ailenin önünü açıp yeni bir aktivite kazandırmak için kongre kararı almayı düşündüler. Kendileriyle görüşmemde bu konuda ciddi olduklarını anlıyordum. Yakında konu ile ilgili gerekli bilgilendirmeyi de yapacaklarını sanıyorum. Ne diyeyim, hayırlı olur inşallah. Yani yolun sonu görünüyor. Sitelerimizi yeniledik, yönetimimizi yeniledik ama kendimizi yenileyemedik. Bu uyumsuzluk sanırım bundandır.
Ben dernek sayesinde sizin gibi değerli akraba ve dostlarımla tanışma fırsatını buldum. Hiç bir zaman kırık çizgilerle ortaya çıkmadım. Değişik soyadları altında değişik şehirlerde akrabalarımla irtibatı oldum. Onlarla tanışmaktan büyük haz duydum. Farkında olmasak ta hepimiz bu değerleri derneğimiz sayesinde kazandık. Kim bu birlikteliğe bir hareket kazandırırsa Allah ondan razı olsun. Kimde takoz olmaya çalışırsa Allah ona da akıl fikir versin derim. Bir söz vardır; eskiden sevdalıklar yürektendi yürekten. Şimdiki sevdalıklar hep döneyi direkten. Bu sözden çok manalar çıkar. Demek istiyorum ki birbirimizi olması gereken gibi yürekten sevemiyoruz. Yapmacık sevgiler, sahte gülücüklerle bu kadar oluyor. Birbirimizi Allah için kardeşce sevmedikçe, İskenderpaşa ruhunu kendimizde bulamadığımız sürece de bu iş bundan öteye gitmez vesselam&8230;
Daha güzelini konuşan, daha güzelini veren varsa buyursun. Uzun yazıp usandırmak istemiyorum. Beni eleştirin daha araştırmacı olayım diyorum onu da yapmıyorsunuz bu kadarıyla idare edin o zaman.
Allahın selamı, sevgisi üzerinize olsun. Dostça kalınız değerli akrabalarım.07/10/2009


Murat İSKENDER
Trabzon
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 17.07.2007
Şehir: Trabzon
 
Murat -/- Tarih :19-9-2009 Cumartesi | 08 : 35 27
RAMAAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Değerli İSKENDERZADELER;

Bayramlar: milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulanıp sergilendiği, dostlukların kuvvetlendiği, karşılıklı sevgi ve saygının perçinleşerek öfkenin sevgiyle barışıp, insanların birbirleriyle olan dargınlıklarını unuttukları ve kardeşçe kucaklaşıp barıştıkları, günlerdir.

Bir ramazan ayını oruçlu geçirip içerisinde bin aydan daha hayırlı bir gece olan kadir gecesini de idrak ederek ramazan bayramı arifesine girmek üzereyiz.

Tüm bu duygular içerisinde: Aziz şehitlerimizi rahmet, Kahraman gazilerimizi minnetle anarken, hastalarımıza Allah (c.c)' tan acil şifalar ve tüm geçmişlerimize rahmet dileyerek; insanlığa hayırlar getirmesi, Sevdiklerinizle, hep bir arada, huzurlu nice bayramlar geçirmeniz temennisiyle, Mübarek Ramazan Bayramınızı Kutlar, saygı ve sevgilerimi sunarım.



Murat İSKENDER

Yomra 1958
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 18.07.2007
Şehir: İstanbul
 
Mehmed -/- Tarih :15-9-2009 Salı | 23 : 01 48
KADİR GECESİ
TÜM İSKENDERZADELERİN KADİR GECESİNİN HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLİYORUM...HAYIRLI KANDİLLER...
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 18.07.2007
Şehir: İstanbul
 
Mehmed -/- Tarih :04-9-2009 Cuma | 22 : 17 18
Üzücü Bir Kaza Duyurusu
Sakarya ili Karasu ilçesi Kuyumcullu Köyünde ikamet etmekte olan emekli Polis Memuru Ahmet İskender 4 Eylül 2009 günü fındık bahçesindeki ağaçtan düşerek yaralanmıştır. Kaburga kemiklerinin kırılması ve nefes almakta güçlük çekmesi sebebi ile Sakarya Yenikent Devlet Hastahanesine sevk edimiş ve geçirmiş olduğu talihsiz kaza sonrası geçridiği operasyon sonrasında sağlık durumu sebebi ile müşahade altında tutulmaktadır. Geçmiş olsun dilekleri için irtibat:
Ailesi 0505 697 88 14 - Oğlu Hacı Tahir İskender 0532 223 34 54
Tüm akrabalarımıza duyrulur.
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 23.12.2008
Şehir: Zonguldak
 
M. Ufuk -/- Tarih :08-5-2009 Cuma | 22 : 37 58
Bu hafta Vakıflar Haftası
İyi Cumalar Dileklerimle,
Bu hafta Vakıflar Haftası değerli akrabalarım. İyi ki varsınız ve iyi ki de İskender Vakfı'mız ve İskender Paşa'mız var.
Soyumuzda bir vatan haini de olabilirdi ya da bir isyan başlatan çıban başının biri. Çok şükür ki hayırlı işler görmüş bir Osmanlı büyüğünün zürriyetinden gelen ve binlerle ifade edilebilen saygın bir aileyiz.
Haftayı, belgelere dayalı soy kütüğü araştırmaları ve yorumlarıyla geçirdik.
Bir kısmınızın hüzne ve yeise kapıldığını hissedebiliyorum.
Yani; akrabalık bağını belgeye dayandıramamanın verdiği boşlukta karamsarlığınızı...
İşte bu mesajı yazmamın nedeni bu beise gerek olmadığı yönündedir...
Günümüzden yedi - sekiz bâtın geriye doğru soy ağacını belgelemek her babayiğidin harcı değildir. Hele hele Osmanlı Arşivi'ne belge düşürecek biçimde namlı dedeler silsilesi bulmak da...
Ama eğer arada bir önemli VAKIF var ise bu vakfın kayıtları tutulduğu ve önemle koruma altına alındığı için VAKIF ÇOCUKLARI ya da MÜTEVELLİLERİ'nin takibi daha kolay ve bu kütükten olanlar daha şanslıdır.
Bu şansı; kişisel çıkar amaçlı kullanmak ise etik değildir.
Yani; benim elimde belge var, ben şunun neslindenim gerisi hikâye demek saçmalıktan öte bir anlam ifade etmez, bilâkis bunama ve art niyet belirtileridir.
Eğer, Osmanlı'dan gelen nesliniz Mirliva, Vâli, Sancak Beyi, Kadı vb. unvanlara sahip değilse bu zatların kayıtlarına ulaşmanız hemen hemen imkânsızdır; bulabilenler de tevafuken şanslı sayabilirler kendilerini.
Burada söylenceler kâfidir ve yeterlidir. Yasalar karşısında geçersiz olsa da kamuoyu nezdinde kabul görür. Kendinizi, dedelerinizden sizlere aktarılanlar çerçevesinde İskenderzâde olarak görebiliyorsanız, niyet yerini bulmuş ve kabul görmüş demektir.
Ben TÜRK'üm demek de böyledir. Kendinizi TÜRK hissedebiliyorsanız, geriye doğru uzanma zorunluluğu gereksizdir; çünkü geride nelerin çıkabileceği sürprizlere gebedir. Kendinizi TÜRK ve İskenderzâde hissedebiliyor ve evet diyebiliyorsanız mesele hallolmuştur!
Belge; belli çıkar peşinde koşanlara gereklidir. Kanunlar o belgeleri arar; bizim çıkar ilişkimiz yoktur ve bu akrabalık bağını teessüs ederken de olmamıştır. Olanlar var ise de renkleri zamanla ortaya çıkar.
Günümüze dek Dr. Mehmet BEY'in elinde biriken donelerle ailemizin soy kütüğü belli bir olgunluğa erişti.
Bu birikimler gizli bir belge değil ve bilmediğimiz amaçlar için toplanmamışsa artık hepimizin elinde en azından birer kopyasının olması bir zorunluluktur.
Benim önerim; masrafları Derneğimizce karşılanmak üzere eldeki donelerin bir kitap ya da kitapçık muhtevasında toplanıp üyelere dağıtılması yönünde olacaktır. Bunu yapamazsak birtakım olumsuz soruların muhatabı durumuna düşebiliriz.
En azından eldeki veriler ortaya çıkar ve bunlar üzerinde bilinmeyenlere doğru gidebilir ve varsa hataları düzeltme şansımız doğabilir.
İyi bir Vakıflar Haftası diliyor ve hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.
Esen kalınız...

Ufuk
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 17.07.2007
Şehir: Zonguldak
 
Murat -/- Tarih :24-4-2009 Cuma | 20 : 12 23
SOSYAL FAALİYETİMİZ
Kanuni haftası nedeniyle, derneğimiz geçen yıl Trabzon' da Kanuni etknliklerine katılmıştı.
Bu yılda; Kanuni Vakfı Başkanı Dr. Ali BAKİ' nın daveti üzerine Pazartesi günü Saat:10.00' da aynı etkinlklere katılıp, Cihan Patişahı Kanuni Sultan Siüeyman' ı anılacaktır.
Dernek başkanımız, yanında akrabalarıyla burada temsil edileceğinden, bahse konu yürüyüte dernek olarak afişimiz altında buluşmak üzere Pazartei günü belirtilen saatte Ganita parkı yanında Kanuni büstü önünde beraber olalım.
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 19.03.2009
Şehir: Van
 
zuriye -/- Tarih :26-3-2009 Perşembe | 16 : 57 34
bende iskenderoğlu kızıyım
merhaba sevgili büyüklerim,ben artvin borçka daki iskenderoğlurdanım şuanda evliyim van ilinde ikamet etmekteyim.her ne kadar babam trabzonda ve başka illerde çok akrabalarımızın olduğundan bahsetsede biz hiç bir akrabamızı tanımamaktayız. internette googldan iskenderoğlu diye yazınca karşıma iskenderzadeler sitesi çıktı.ne kadar mutlu olduğu buraya yazmakla anlatamam.bizler parçalanmış bir sülaleyiz,değişik soyadlarıyla farklı illerde işkamet etmekteyiz.bu sitenin ve iskenderzadeler derneğinin biz akrabalarımızı buluşturmusı ttanışmamıza vesile olması çok onure edici bir o kadar da gurur vericidir.başta bu siteyi kurmakta emeği olan değerli büyüklerime teşekkürlerimi sunar, faaliyetlerinizde biz artvindeki akrabalarınızı da ziyaret etmenizi onları da unutmamanızı temenni ederim.saygılarımla...
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 17.07.2007
Şehir: Zonguldak
 
Murat -/- Tarih :20-3-2009 Cuma | 19 : 14 46
MEVLİT İLANI
DERNEĞİMİZİN 26/03/2009 PERŞEMBE GÜNÜ AKŞAM NAMAZI AKABİNDE TRABZON İSKENDERPAŞACAMİİİNDE İSKENDER AİLESİ ADINA TERTİPLEDİĞİ MEVLİD-İ ŞERİF TE AİLECE BERABER OLALIM.
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 17.07.2007
Şehir: Trabzon
 
Ömer Yavuz -/- Tarih :30-1-2009 Cuma | 14 : 17 27
yorumsuz
YORUMSUZ

Yıl 1948, Ağustosun 1''i.

Yunan Komünist Halk Cumhuriyeti (ELD)''nin "Laiki foni" yani "Halkın sesi" isimli gazetesinin 685''inci nüshasında, Bulgar Yahudilerinden 33 dereceli farmason Avram Beneraoysan şunları yazar:

" Mefkûremizi imha edici darbe vuranların akıbeti, feci şartlar altında ölümdür!.."

33 dereceli komünist mason hangi darbeden bahsetmektedir ve "akıbeti feci şartlar altında ölüm" olan kimdir?

Bırakalım onu da kendi söylesin:

"(..) Mustafa Kemal Atatürk, 10.10.1935 tarihinde Ankara''da Çankaya köşkünde doktor Mim Kemal Öke''ye hitaben, ''Mason cemiyetinin faaliyetini inkılaplarıma muarız gördüğüm için kapatılmasını elzem gördüm. Bu dakikadan itibaren bu cemiyeti ölmüş biliniz. Ve bir daha diriltmeğe teşebbüs etmeyiniz'' demişti..

(&8230;)
O zannetti ki; bütün muhalif ve muarızlarını tasfiye ve bertaraf ettiği gibi masonları da tasfiyeye tabi tutmaya muvaffak olacaktır.

Fakat asla!

Türkiye''deki mason cemiyetinin Kemal Atatürk tarafından kapatılarak faaliyetinin durdurulduğunu Moskova''da tarihi bir yerde yoldaşlar arasında yapılan bir toplantıda işittiğim zaman, beynimden okla vurulmuş gibi sersemledim. Heyecandan şaşırmış bir halde, oradakilere şaşkınlık içinde haykırdım:

''- O sarı lider ortadan suret-i katiyetle kaldırılacaktır!''

İşte böyle.. 1948 yılı Ağustos ayının 1''inde Yunan Komünist Halk Cumhuriyeti örgütünün yayın organı "Laiki Foni"nin 685 sayılı nüshasında Ege ve Balkanların kıdemli komünistlerinden 33 derece mason Bulgar Yahudi Avram Benaroyas''ın itirafları.

Bu itiraflar General Cevat Rifat Atilhan tarafından çevrilmiş,, "Atatürk''ün Ölümündeki Sır Perdesi" alt başlığı ile gazeteci Ogün Deli tarafından kaleme alınan "Agoni" isimli derlemeye de alınmıştır.

Biz oradan aktarıyoruz.

Evet, Atatürk Türkiye''deki mason derneklerini, "Kökü dışarıda Yahudi uşakları" diyerek kapatıyor ve dünya masonları bunun üzerine Moskova''da gerçekleştirdikleri bir toplantıda, "O sarı lider suret-i katiyetle ortadan kaldırılacaktır!" kararı alıyorlar.

Sonrasını zamanın kıdemli komünistlerinden 33 dereceli mason Avram Benaroyas''ın kaleminden okumaya devam edelim:

"- Atatürk''ün âni bir dönüşle mason cemiyetini kapatması bizi pek derin bir düşünceye sevk etmişti. İlk anlarda Kemal Atatürk''ü silahla ortadan kaldırmayı düşündük. Çünkü o, felsefemizin Türkiye''de yerleşme imkânlarını ortadan kaldırmıştı. Bu sebeple kendisinin de ortadan kaldırılması son derece elzemdi."

Localarını kapattığı için Atatürk''ü "ortadan kaldırma" kararı alan mason-komünist ittifakı silahla öldürme riskini başarı şansı yüzde 10''larda olduğu için tercih etmez. O zaman şu kararı alırlar:

"- Onun ölümü esrarengiz olacaktır!"

Balkanların kıdemli komünisti, 33 derece mason Avram Benaroysan''ın 1948''de kaleme aldığı itiraflarında Atatürk''ü esrarengiz ölüme götüren yol haritası şöyle anlatılıyor:

"- Mason cemiyeti Atatürk tarafından kapatıldıktan sonra; mason biraderler, cemiyet sanki kapatılmamış ve Atatürk''le aralarında hiçbir ihtilaf yokmuş gibi vaziyet aldılar. İmkân buldukça onun her hareketini alkışladılar ve zamanla onun etrafında bir çember vücuda getirdiler ki; Sarı lider kendiliğinden bu çemberin içine girip hayatını bize teslim etti&8230;"

Ve devam ediyor üstat mason Benaroysan:

"- Doktorlarımız Atatürk''ün ölümünün ani oluşunu tehlikeli gördüklerinden; 1937 ortalarında, ismini açıklayamayacağım bir doktor, bazı şöhretlere dayanarak Atatürk''e ilk darbeyi sinir organlarını za''fa düşürmek suretiyle indirdi.."

İşin özü bu..
Detayları Lazer Yayınları arasında çıkan "Agoni"den öğrenebilirsiniz. Yunanistan''da yayınlanan 1 Ağustos 1948 tarih ve 685 sayılı "Laiki Foni" gazetesine ve zamanın kıdemli komünisti 33 derece mason Benaroysan''ın hayatına ulaşmak Atatürkçü bir Genelkurmay için, TBMM için, Atatürkçülüğü kimseye bırakmayan emekli generaller, mesela Çevik Bir için hiç de zor olmasa gerek&8230;

Adamlar, mason derneklerini kapattığı için Atatürk''ü biz öldürdük. Önce vurmayı düşündük, sonra başaramamaktan korktuk, onun çevresini kuşattık, güvenini sağladık, sonra da hedefimize ulaştık diyor, Atatürkçüler susuyor, pısıyor&8230; &8230;


Anlatılanlar hakikat ise, yedi düveli yenen Atatürk, üç buçuk masonun elinde can çekişe çekişe can vermiş ve onun canını alanlardan hesap sorulmamış, bu ayıp bu millete yeter de artar bile&8230;

Ya sonra?..

Mason dernekleri 1948 yılında "İnönü''nün emri ve Celal Bayar''ın desteği ile" tekrar faaliyete geçtiler. Halkevlerine devredilen mallarını da geri aldılar&8230;

Peki, burada bitti mi?..

Hayır, bitmedi, bitecek gibi de görünmüyor&8230;

Atatürk''ün bedenini ortadan kaldıranlar oklarını onun ilkeleri ve felsefesine, onun çok sevdiği milletine ve milletinin değerlerine tevcih ettiler&8230;

Üzülerek ifade edelim ki bu bahiste de başarılı oldular&8230;

Lütfen, "Atatürk''ten, milli devletten, Lozan''dan vazgeçin" diyen ve "Şehitlik ve gazilik kavramları kaldırılsın" diyenlerle, "Türkiye mozaiktir, millet değil, halklardır" diyenlere dikkatle bakınız&8230;

Pek çoğunun yüksek dereceli masonlar olduğunu göreceksiniz&8230;

MALINI KAYBEDEN BİR ŞEY KAYBETMİŞTİR.
ŞEREFİNİ KAYBEDEN ÇOK ŞEY KAYBETMİŞTİR.
CESARETİNİ KAYBEDEN HERŞEYİNİ KAYBETMİŞTİR (GEOTHE)
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 17.07.2007
Şehir: Trabzon
 
Ömer Yavuz -/- Tarih :29-1-2009 Perşembe | 11 : 02 17
ereglideki akrabalarıma
Degerli akrabalarım bu günlerde ereglide yürütülmekte olan olaylarda ismi gecen amcamız Sayın AHMET LİKOGLUNUN sucsuzlugunun ispatlanmasını ve bu devlete gerektigi zaman canını bile vermekten kacınmayan bu aile bireylerinden biri oldugunun anlaşılmasını temeni ederim
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 23.01.2009
Şehir: Balıkesir
 
erdem -/- Tarih :26-1-2009 Pazartesi | 15 : 22 42
s.a buyuklerim kucuklerim
ben yeni üyeyim.bende bir iskenderoğluyum.marmara adasında ikamet etmekteyim.şuan muğla dayım üni dolayısıyla.bu sitenin acılmasında emeği olan herkesten allah razı olsun.butun iskenderoğulları böylece sanal ortamda olsa bile birbirine kavusmustur.saygılarımla..
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 17.07.2007
Şehir: Trabzon
 
Ömer Yavuz -/- Tarih :05-1-2009 Pazartesi | 14 : 04 36
ilginç bilgiler

CANLI, IŞILTILI, BİR YÜZMÜ İSTİYORSUNUZ ..??
AKNELER OLUŞMASIN MI İSTİYORSUNUZ
SAÇLARINIZ YAĞLI VE DÖKÜLÜYOR MU.. ..??
SİVİLCELERİNİZ CANINIZI MI SIKIYOR.BİBERİYELİ SABUN

ERGENLİK SİVİLCELERİNİZİN ÇARESİNİ Mİ ARIYORSUNUZ PORTAKAL ÇİKOLATALI SABUN

BEBEĞİNİZİ GÜVENLE YIKAMAK MI İSTİYORSUNUZ;ZEYTİNYAĞLI SABUN;

ELİNİZDEKİ SOĞAN SARIMSAK BALIK KOKUSUNDAN BIKTINIZ MI
KOKUNUN DÜŞMANI;KAHVELİ SABUN;

BOYALI SAÇLARINIZ YUMUŞACIK OLSUN MU İSTİYORSUNUZ
SİYAH NOKTALARINIZ YOK OLSUN MU .KİL-BAL-BADEM SABUNUSELÜLİTLERİNİZE ÇARE Mİ ARIYORSUNUZ..?
PORTAKAL ÇİKOLATALI &8211;BİERİYELİ- KAHVELİ SABUN

CİLDİNİZDE BİRİKMİŞ TOKSİNLERDEN KURTULMAK MI İSTİYORSUNUZ;ÜZÜM ÇEKİRDEKLİ SABUN;

 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 17.07.2007
Şehir: Zonguldak
 
Ömer Yavuz -/- Tarih :25-12-2008 Perşembe | 14 : 56 05
hasan iskender
Yazarlarımızdan Adnan Bıyıklıoğlu Yomra'nın sevilen siması Hasan İskender ile sıcak bir sohbet gerçekleştirdi.

Havanın nemli olduğu bir gün Hasan Ağabey ile röportaj yapabilir miyim? diye düşünürken, davetimizi hasta olmasına rağmen çok büyük bir hoşgörüyle kabul edip, ömrünü adamış olduğu Yomra Fiskobirlik Yönetim Kurulu odasına teşrif eden kıymetli ağabeyimize teşekkür, sağlık dileğimle görüşmeye başlıyorum.





A.Bıyıklıoğlu: Hasan Abi, röportajımıza başlamadan önce hastalığına ve bütün hastalara şifa dileyerek soruma başlamak istiyorum. Nerede, ne zaman doğdunuz?, nerede okunuz? Kısa bilgi verebilir misiniz?.


H.İskender: 1945 yılında Yomra'nın Kömürcü Köyünde doğdum. İlkokulu Kömürcü Köyünde Şakir Adanur Hocada okudum. İlkokul'dan sonra Trabzon Lisesinin Orta kısmını, daha sonra da Lise kısmını bitirdim. O dönemlerde Lise ile Ortaokul aynı binada idi. 1965 Yılında mezun oldum.


A.Bıyıklıoğlu: Sizin dönemin birçok ünlü kişileri vardı. Dönem arkadaşlarından sende iz bırakan kimlerdi.


H.İskender: Eski Bakanlarımızdan Sn. Fahrettin Kurt ve birçokları daha vardı.


A.Bıyıklıoğlu: Hasan Bey, Siz okurken neyi hedeflemiştiniz?. Sonuç ne oldu?.


H.İskender: Ben aslında makine mühendisi olmak istiyordum. Çok arzulamama rağmen nasip olup bu bölüme gidemedim. Sanayici oldum. Alüminyum imalat sanayine yöneldim. Trabzon'da imalat yapmaya başladım. Hayatımın önemli bir dönemi böyle geçti.


A.Byk.: Sizi tanıdığım kadarıyla ömrünüzü topluma hizmet için adadınız. Birçok Partide, dernekte, kuruluşta önemli görevleriniz oldu. Siyasete ne zaman, hangi teşkilatta başladınız?.


H.İsk.: Siyasete 1966 yılında AP Gençlik Kollarında başladım. Çocukluk yıllarımdan beri ülkeme hizmeti kendime bir borç bilir, yaptığım hizmetlerden de haz duyardım. Benim için çok önemli bir görevdi. Ülkesine hizmet vermek isteyen ve icraatlarını benimsediğim herkese destek vermek istedim. Bunun için AP Gençlik Kollarında olmama rağmen 1974 Yılında rahmetli Ecevit'in "KUP" Projesini çok beğenmişimdir.


A.Byk.: Neden?.


H.İsk. : Düşün ki; yaşadığın bölgenin insanları hala köyüne ulaşmıyor, yükünü taşıyamıyor. Cenazesi salla taşınıyor. Birisi kalkmış, bir proje önermiş. Başarıyla projesini uyguluyor. Nasıl takdir etmeyeyim. Ben bu bölgenin karasevdalısıyım. Hayatta hiç sevemediğim sefalettin, cehaletin, cefanın acımasız yüzüdür.


A.Byk.: Abi Siyasete ne zaman fiilen girdiniz?.


H.İsk.: AP Gençlik Kollarında siyasete başlamama rağmen siyasetteki kesintiler bizi de etkiledi. 1999 Yılında yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde DYP'den İl Encümeni seçildim. Böylece ilçemize hizmeti yakın en takip etmek bize düştü.


A.Byk.: İl Encümenliğin döneminde sizlere nasip olan işlerden bahseder misin?.


H.İsk. : Elbette, Yomra Merkez Sağlık Ocağı, Maden İlköğretim Okulu, Kömürcü İlköğretim Okulu kat ilavesi, Oymalı, Kaşüstü Okulları ek inşaatlarını titiz takibimizle yatırım programına koyduk ve yapıldı. Bu yatırımlarda bize destek veren yönetimlere müteşekkirim. Yayla yolunun bir çok bölgelerinde güzergah değişikliği sağlanırken, Yorma-Kangel-Çağlı Hanları grup yolu tamamlandı. Bu gün hizmet veriyor. Bu yatırımların hizmette olması beni mutlu ediyor.


A.Byk.: Hasan Bey, size göre ilçemizin öncülük vermesi gereken işi hangisidir?.


H.İsk. : Eğitimdir, ikincisi tarımdır.


A.Byk.: Neden eğitime öncülük verdiniz?.


H.İsk.: İlçemizin 40 bin nüfusu vardır. Bu nüfus içerisinde en az 1000 tane Prof olması lazım.


A.Byk.: Yomra'nın genel nüfusu 28 bine indi. Yani 10 bin azalma oldu. Bunu nasıl değerlendirirsiniz.?


H.İsk.: Yomra'nın nüfusunun azaldığına inanmıyorum. Gerekli organizenin olmadığı kanaatindeyim.


A.Byk.: Nüfustaki on bin azalma ilçemizin devletten aldığı payları etkiler mi?.


H.İsk. : Elbette nüfus azalması sadece belediyeleri etkilemez. Kaymakamlığın projelerini de etkiler. İllere mahsus yatırımlarda bu sonuç göz önünde olacaktır.


A.Byk.: İlçemizin ikinci önemli sorunu tarım dediniz, bunu biraz açar mısınız?.


H.İsk. : Bu gün tarım gelirleri dünyada sorun olmakla, bölgemizde çok önemli bir tarımsal girdiye sahip olan fındık üreticisi çok perişandır. Üretici gereği kadar örgütlü değildir. Ülkemizde en organize olan Fiskobirlik adeta yok edilmeye çalışılmaktadır. Bu yok etme harekatı başarılı olmuştur. Düşünün dünyada hiçbir ürün yoktur ki; %75'i o ülkede üretilsin. Bu özellik sadece Karadeniz Bölgesinde ve fındıktadır. Ancak bu çok önemli ürünün bütün nimetlerini başkaları yemektedir. Üretici borç batağında mağdur, perişandır. Sattığı mahsulün parasını hala alamamıştır. Kaynak konusu başarısızdır. İlgililer, özellikle Hükümetler gereği kadar üreticiye sahip çıkmamaktadır.


A.Byk.: İl Encümenliği döneminde daima taktir toplayan bir çalışmanız vardı.bugünkü arkadaşlarımıza neler önerirsiniz?


H.İsk.: Yomra'da gereğinden fazla olan iktidar çekişmesi var. Bu da ilçemize zarar vermektedir. Siyasi görevde bulunan bütün arkadaşlarıma istirham ediyorum. Birbirlerine daha sıcak samimi davransınlar. Halkı yumuşatsınlar. İlçemiz bundan çok kâr görür.

Hiçbir görev sonsuza dek değildir. Bugün yönetimde olan arkadaşlarımız zaman zaman muhalefette kalan diğer partili yöneticilerle toplantı yapsınlar, onlardan da önerileri alarak değerlendirsinler. Mutlaka çok değerli fikirler ortaya çıkacak ve birbirleriyle kaynaşmayı daha da artıracaktır. Bu istişarelerden ilçemiz kârlı çıkacaktır. Derler ya! "Mahkemeler kadılara mülk değildir." Zaman neyin getirip, neyin götürdüğünü gösterir. Yapılan kalıcı hizmetler sonsuza dek yaşıyor. Ben ilçeme, ülkeme hizmet eden herkese minnettarım.
A.Byk.: Bugüne kadar sizi etkileyen ve unutamayacağınız, ilçemize hizmet eden birini hatırlar mısınız?

H.İsk.: Elbette. Sayın Koray Aydın Beyin Yomra-Özdil-Oymalıtepe gurup yolunu Karayolları ağına alıp, asfalt yaptırması, birçok eğitim kurumunu ilçemize kazandırması bunlardan; Kaşüştü ÇPL, Özdil ÇPL, Yomra'da Pansiyon yapılması gibi eserleri unutulur mu?. 1960-65 yıllarında Gümrük ve Tekel Bakanı olan Şevket Polatoğlu'nu, Ankara Milletvekili İbrahim Cici, Nezir Aydın'ı, Bugün Sn. Faruk Özak Beyi ben değil tarih her zaman güzel hatıralarıyla anacaktır.


A.Byk.: Hasan Bey planlayıp da yapamadığınız işler var mı?.


H.İsk.: Elbette.


-Yomra'da yeni bir Merkez İlköğretim Okuluna acil ihtiyaç var. Bunu yaptıramadığımız için çok üzgünüm.


-Sarıtaş Yaylasında çok acil ihtiyaç olmasına rağmen Sağlık Ocağını yapamadık. Rahmetli İbrahim Hakkı Hocamla binayı yapacaktık. Allah nasip etmedi. Buna çok üzgünüm.


-Yomra-Taşköprü yolunda, Ucpınar-Taşköprü arasında Gümüşki, Karakaban gibi çok bozuk yerleri ıslah etmek, Soğuksu-Sıncankaya gurup yolunun yapımı.


-Akasya ve ıhlamurun yüksek yerlere diktirip erozyonu önlemek ve bölgede arıcılığı geliştirmek.


-Çevre çalışmalarında her köye çöp bidonu koydurmak, çevreyi ve akarsu vadilerini temiz tutmak gibi çok arzuladığım hizmetler içimde uhde kalmıştır.


A.Byk.: Hasan Bey sizi biliyoruz. Birçok sosyal etkinliğin kurucularındansınız. Bunlardan biraz bahseder misiniz?.


H.İsk.: İlk defa Kozdeğirmen Çay Üreticileri Kooperatifinde görev aldım. Daha sonra Yomra Köylere Hizmet Götürme Birliğinde, Milli Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinde, Yomra Merkez Cami Yaptırma ve Onarma Derneğinde, 15 senede Yomra Fiskobirlik Yönetimde görev yaptım. 4 yıl İl Daimi Encümenliği görevinde bulundum.


Birçok yatırımın hem planlamasında hem de icrasında yer aldım. İlçemizin neresinde çalışma varsa ben oradaydım. Bu hizmetler beni mutlu ediyor. Bugün sağlık sorunlarım olmasına rağmen onun şevk ve heyecanını hissediyorum.


A.Byk.: Hasan Bey seni mutlu eden iş nedir?.


H.İsk.: Beni en mutlu edecek olan ilçemizin yol sorununun tamamlanması, gurup yollarının asfaltlanması, eğitim kurumlarının çağdaş bir duruma getirilmesi, vatandaşlarımızın eğitimli olması, çiftçilerimizin ürettiği ürün hakkında zirai bilgisinin olması, kısaca ekonomik ve sosyal refahının dünya standartlarını yakalamasıdır.


A.Byk.: Hasan Bey bu düşünceleriniz inşallah bir gün olur?.


H.İsk.: Neden olmasın, insanların çalışmasına bağlı. Yöneticilerin cesaretli, adaletli ve iyi planlamalarına ve uygulamalarına bağlıdır. Bugün ülkemiz birçok konudan yeterli değilse de birçok konuda küçümsenemeyecek durumdadır. Artık en ücra köylerimizde bile eğitimin önemi kavranmış toplumsal bir hayat tarzı haline dönüşmüştür. Bu gelişmeleri hükümetler ve teşkilatlar iyi değerlendirilirse başarılamayacak bir iş yoktur.


A.Byk.: Hasan Abi konuyu toparlamak istiyorum. Son olarak neyi önerirsiniz?.

H.İsk.: İlçemizin hangi kademede olursa olsun yöneticilerden istirham ediyorum. Birlik ve beraberliği sağlasınlar. Acil sorunlarını öncelikle çözsünler.

A.Byk.: Abi bu senin hassasiyet duyduğun konular bildiğim kadarıyla ilçe meclisinde gündeme gelir ve tavsiye niteliğinde kararlar çıkardı. Şimdi bu meclis çalışmıyor mu?.


H.İsk.: Evet çalışmıyor. Bundan dolayı da alınan kararlar çoğunluğa şamil olmuyor. Bu da başarıyı getirmiyor. Veya toplumsal uzlaşıyı ortaya koymuyor.


A.Byk.: İyi bir konuya temas ettiniz.


H.İsk.: Zaten Sayın Başkan bak, R.Tayyip Erdoğan da bir çok konuşmasında toplumsal uzlaşının olmasını açıkça söylüyor.


A.Byk.: O zaman başarının mihenk taşının toplumsal uzlaşı olduğunu söylüyorsunuz.


H.İsk.: Evet, teşekkür ederim. İyi anladınız. Benim için İlçenin bütün Belediye Başkanları, Muhtarları, Bürokratları, Halkı ilçenin lokomotifidir. Sayın Kaymakam Bey ve diğer yetkililer uzlaşının temel taşlarıdır.


A.Byk.: Abi, size hayranım. Aynı kaderi paylaşırız. Ben lösemi, sen prostat kanseriyle uğraşırken yine de ilçenin bütün sorunlarına işaret ettiniz, ışık tuttunuz, ders almak isteyenlere ders verdiniz.


H.İsk.: Bu olgu benim vatan sevgimdendir. Ben ilçemin kalkınmasında bir çakıl taşı yardımım olursa bundan mutluluk duyuyorum. Hastalığımın iyiye gittiğini hissediyorum. Hele de fındık üreticisinin parasını zamanında ödeyebilsek zannediyorum hasta da olmayacaktım.


A.Byk.: Abi bu hastanın insan olma vasfıdır. İnşallah iyi olursunuz. Son olarak ne söylemek istersiniz?.


H.İsk.: Sizin vesilenizle bütün ilçe halkına en içten duygularımla sevgilerimi sunuyorum. Herkese hakkımı helâl etmişimdir. Aynı hassasiyeti onlardan da bekliyorum. Bütün sıkıntıları hallolmuş bir memleket dilerken, hastalığım süresince benden hiçbir emeğini esirgemeyen Sn. Prof. Dr. Fazıl Aydın ve ekibine, bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 17.07.2007
Şehir: Zonguldak
 
Ömer Yavuz -/- Tarih :25-12-2008 Perşembe | 14 : 51 37
kitaplar okunmak icindir
Kitap,insan beyninin düşüncelerini kağıda aktarması sonucu ortaya çıkan basılı veya yazılı kağıt yapraklarının bütünü olarak tarif edilebilir.İnsanoğlu binlerce yıldır sahip olduğu bilginin,kültürün,deneyimin kaybolup gitmesini engellemek için bunları kitaplara aktarmış,gelecek nesillere sunmuştur.
Kitaplar ,insanlığın akıl hocasıdır.Kitaplar olmasaydı,bizden binlerce yıl önce yaşamış olan insanlardan bi haber olacaktık.Onların yaşantılarını,geçim kaynaklarını,düğünlerini,derneklerini kısaca hiç bir şeylerini öğrenme şansımız olmayacaktı.Bu insanların neye ağlayıp neye güldüklerini asla öğrenemeyecektik.Ama bizden önce yaşayan insanlar tüm birikimlerini kitaplara aktardığı için bizler bu gün rahatlıkla onlar hakkında her türlü bilgiye ulaşabiliyoruz.Dünya tarihinde yaşanmış savaşlar,söylenmiş destanlar,yakılmış ağıtlar,konuşulmuş diller hakkında bu gün bir şeyler biliyorsak bunu kitaplara borçluyuz.Bilim adamlarının uğruna canlarını verdikleri bilgi ve icatların bir yerlere kaydedilmediğini düşünün.Teknoloji bu gün ulaştığı seviyeye ulaşabilir miydi?Elbette ki ulaşamazdı.Peki sonuç ne olurdu?Sonuçta insanoğlu eski mucitler tarafından icat edilmiş bir çok şeyi bu gün yeniden keşfetmek için uğraşır dururdu.Bu zaman kaybından başka bir şey değildir.Öyleyse şunu asla unutmayalım.Kitap insanoğlunun gözünün görüp, fikrinin algılayamayacağı kadar büyük,değeri maddiyatla ölçülemeyecek kadar pahalıdır. Kitaplar olmasaydı bilim diye bir şeyden söz edilemeyecekti. Bilgi asla bir yerlere yazılamayacaktı.Sonuçta insanoğlu bir şeyler yapmak istediğinde işe sıfırdan başlayacak, bulunanlar gelecek kuşaklara aktarılmadığı için insanlık yerinde sayacaktı.Bunun içindir ki bu gün ulaştığımız bilgi,kültür,düşünce ve sanat seviyesini kısaca her şeyimizi kitaba borçluyuz.Bu da kitabın ne kadar önemli,kitap okumanın ne kadar gerekli olduğunun en güzel ispatıdır.
Ancak tüm bunlara rağmen Ülkemizde kitap okuma oranı çok düşüktür.Büyüklerimiz çeşitli imkansızlıklar nedeniyle kitap okuyamazken bu günkü nesil televizyon,futbol, internet gibi caydırıcı eğlence araçlarının olumsuz etkisiyle kitap okumuyor. Yeni nesile kitap okuma alışkanlığı kazandırmak öncelikle anne babanın sonra okulun ,haliyle öğretmenin görevidir.Çocuğuna kitap okuma alışkanlığı kazandırmak isteyen aile öncelikle kendisi okumaya başlamalıdır.Anne ve babasının düzenli olarak kitap okuduğunu gören çocuk kitap okumanın önemini kavrayacak bu vesileyle kitap okumaya başlayacaktır.Kısaca anne ve babasını kendine model olarak alacaktır.Bu durumda ailenin birinci görevi çocuğun ilgisini çeken kitapların toplandığı güzel bir kütüphane oluşturmak olacaktır.Aileler belirtilen bu hususları yerine getirdikten sonra çocuklarının zamanlarını TV seyrederek geçirmelerini önlemeli onları kitaba, haliyle kütüphaneye yönlendirmelidir.Hatta çocuklara televizyon ve internet konusunda kısıtlama getirilmelidir.Ancak bu kısıtlama yapılırken çocukların ihtiyaçları da göz ardı edilmemelidir.
Okulda öğretmenlerimiz çocuklara sıkıcı bilgiler ezberletmekten kaçınmalı,onların ilgisini çekecek kitapları sınıfa getirerek çocuğun kitabın dünyasına girmesini sağlamalıdır.Okullarımızda bunun için okuma saatleri belirlenmeli,bu saatlerde tüm personel kitap okumaya teşvik edilmelidir.Öğretmenlerimiz derslerinde üstün başarı gösteren öğrencilerini kitapla ödüllendirmeli,bu ödüllendirme diğer çocukları da özendirici olmalıdır.Çocuklarımızın katıldığı çeşitli yarışmalarda ödül olarak kitap verilmeli,bir yıl boyunca en çok ödül alan öğrenci sene sonunda tüm öğrencilerin huzurunda maddi değeri olan başka bir şeyle ödüllendirilmelidir.Bu durumdan diğer çocukların da olumlu yönde etkileneceği muhakkaktır.Ayrıca okullarımızda sık sık kitap sergileri düzenlenmeli,çevrede açılan sergilere mutlaka öğrenciler götürülmelidir.Bu arada okullarımızın tam donanımlı kütüphanelere kavuşturulması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.Okullarımızda sadece Bilgi Teknoloji sınıfları değil,kütüphanelerde açmalıyız.Çevremizdeki hayır sever vatandaşlarımızı bu konuda harekete geçirmeli yakın çevremize hizmet verebilecek kütüphaneleri okullarımıza kazandırmalıyız. "Bir okul için her şeyi yaptığınızı düşünebilirsiniz. Eğer okulunuzun bir kütüphanesi yoksa, hiçbir şey yapmış sayılmazsınız."Sanırım bu güzel söz her şeyi anlatıyor.Söyleyenin ağzına sağlık.Bizler okul idarecileri olarak okullarımızı sadece fiziki yönden güzelleştirmenin peşinde koşmamalıyız.İlk iş olarak okullarımıza güzel birer kütüphane kazandırmalıyız.Tabi ki okullarda kütüphane açmak her şeyi halletmiyor.Önemli olan bir başka konuda kütüphanelerin içini doldurmak.Günümüzün en yalnız, en buruk ve en üzgün mekanları kütüphanelerdir.Öyleyse bir başka amacımızda öğrencilerimize,velilerimize,yakın çevremize kısaca tüm insanlara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak olmalıdır.Ancak bu sayede kütüphanelerimiz kuruluş amacına hizmet etmiş olur.
Öyleyse niye duruyoruz.Madem ki geleceğimizi şekillendirmek bizlerin elinde,niçin elimizden geleni yapmıyoruz.Niçin kitapları en yakın ve en iyi dostumuz ilan etmiyoruz.Onların bizim için çalışan bize fayda sağlayan herhangi bir şeyden farkı olmadığını unutuyoruz.Gelecek nesillere, kitap okuma alışkanlığını ,en güzel mirasımız olarak bırakmıyoruz.Son söz olarak okumanın Allah'ın ilk emiri ve insanlığın şartı olduğunu unutmayalım.

Hami KAZANCI
Yavuz Selim İlköğretim Okulu Müdürü
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 17.07.2007
Şehir: Zonguldak
 
Ömer Yavuz -/- Tarih :25-12-2008 Perşembe | 14 : 44 54
MAGDUR KARADENİZ
Zaman zaman Karadeniz Bölgesiyle ilgili yazılarımı okuma fırsatı buluyosunuz! Yazdığım bu yazıların değeri olur mu ? Olmaz mı? Tartışılır. Ancak; gerçekler ve doğrular herkesce aynıdır. İnsanlar doğruları bazen görür bazende göremeyebilir, neticede insanız yanılabiliriz. Yanılmamak için ne yapmalıyız?...Bolca araştırma ve konuyla alakası olan belgeleri, bulguları bulmalıyız. Mağdur Karadenız diye başlık koymamızın sebebi nedir? Neden mağdur Karadenız? Bir Ülke düşünün demokrasi ile yönetilen ve Anayasa'sında vatandaşının her hakta eşit olduğunu yazan bir ülke, vergi vermede ,askerlik yapmada ,eğitim almada ve devletinin hükümetler aracılığı ile kendine tanınan hakları vermesi gereken bir ülke demokrasi ve hukuk devletinin esasları bunlar olsa gerek .İnandığımız devlet bu iş başına gelen hükümetlerden de insanların beklentisi bu olmalı...
Buraya kadar güzel. Hiç bir sıkıntı var mı ?"YOK" Devletimiz hukuk devleti anayasayla idare edilir. Düzen demokrasİ düzeni hükümetler işbaşina vatandaşın verdiği oylarla gelmekte .Şimdi Karadenizliler soruyor;" bizim oyumuzun değerı hiç mi yok"? Karadeniz'deki yatırımlara bakılınca biz bunu anlıyoruz diyorlar. 1930 lu yıllarda Samsun iline kadar gelen tren yolu ne olduda Samsun'u bu tarafa geçmez? Karadenizin doğru dürüst kara yolları neden yapılmaz? İstanbul Trabzon yada Rize arasına hızlı vapur seferleri neden konulmaz? Karadenız illerinin fabrika eksikleri neden görülmez? Karadenizli ürettiği ürünün bedelini neden alamaz? Dünyada %80 ini ürettiğimiz fındığın değerı neden artırılmaz?Bunlar düşünülüp değerlendirilmezse göçüde önleyemezsiniz. Son yapılan adrese dayalı nüfus sayımının da gösterdıği gibi büyük şehirlere göçü önleyemezsınız.Karadeniz bölgesinde ki büyük şehir eksikliğinide bir şekilde gidermelisiniz ki ;gelir dağılımı dengesizliğini ortadan kaldırırsanız.Kapatılan belediyelerin ne kadar borcu var? Büyük şehir belediyelerin ne kadar borcu var? Bunları karşılaştırın kapama kararının doğruluğunu yanlışlığını o zaman tartışalım. Ben inanıyorum ki dengesizlik biraz da bu çarpık yapılaşmadan kaynaklanıyor.Büyük şehir her istediği yardımı alacak. Küçük şehirdir diye alamıyacak hani hukuk devletıne saygı ,hani demokrasiye saygı ,belediye idari yasaları yeniden gözden geçirilip hukuk dairesınde yenıden yapılanmalı. Eşit gelir dağılımı dengesi yenıden kurulmalıdır. O zaman devletin denetleme mekanizmaları devreye girip yapılanları sıkı bir şekilde denetlemelidir.2008 yılında 3 ay kaldığım Marmara Bölgesinde gördüğüm ve araştırdığım konu belediyelerin işleyiş şekli, yaptıkları çalışmalardı. Aynı imkan ve çalışma koşulları küçük şehir belediyelerine tanınsın Karadenizli şehirlerin gelişmişliğini siz görün. O zaman göçün önlendiğini ve iş adamlarının kendi memleketıne nasıl geri gelip yatırım yapacaklarını görürsünüz. O zaman ancak bunu yapıcak olan devleti idare eden hükümetler olacak .Burada Karadenizin TBMM sine gönderdİği millet vekillerıne çok iş düşmekte onlarda bu milletin verdiği vergiden maaş alıp aşağı yatmamalarının gerektığını bılmelerı gerekıyor .Ona görede çalışmalar yapmaları gerekıyor .Verecekleri önergelerle gündemi heran sıcak tutup karadenize gelmesi gereken yatırımların önünü açmaları gerekiyor.Bunları Karadenız adına Türk insanı adına ve Türkiye adına yapmalılar.
NOT:Bu yazı degerli dostum .Yazar sayın:AHMET HATİPOGLU Tarafından kaleme alınmıştır.Yorumsuz sizlerle Paylaşmak istedim.
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 17.07.2007
Şehir: Trabzon
 
Ömer Yavuz -/- Tarih :25-12-2008 Perşembe | 14 : 05 04
Güzel oldugunu düşünüyorum
Önce ellerinde İncil, sonra tüfekle geldiler, evleri ekinleri bizim olan topraklara.. Misafir olmak, dost olmak dururken, şart mıydı ellerinde siyah olması. Bizimde yüreğimiz vardı, sevmesini bilirdik, suç muydu derilerimizin siyah olması. Dövdüler, vurdular, sürdüler, öz çocuklarımızı öpüp koklayamadık. Bize ait olan ne varsa hepsini yeni efendilerimiz aldı, hatta namusumuzu bile saklayamadık. Ve işte
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
Kayıt: 16.07.2007
Şehir: İstanbul
 
AYDIN İSKENDER -/- Tarih :25-12-2008 Perşembe | 09 : 23 36
yeni hareket..
TÜM AKRABALARIMZI SAYGIYLA SELAMLIYOR SİTEMİZİN YENİ YÜZÜYLE YENİ BİR HEYECAN GETİRECEK BİR BAŞLANGIÇ YAPMA AZMİ İÇERİSİNDE OLMAYI TEMENNİ EDERİM..
İNŞALLAH DAHA ALAKADAR OLARAK SİTEYE AKTİF KATILIM SAĞLAYARAK SOHBET ODASINI DA KULLANMAYA BAŞLARIZZ....
İSTANBULDAN BÜYÜK İSKENDERZADELERE SELAMLAR
 
Başa dön    
Mesaj Sahibi  Mesaj
logo2.jpg
Kayıt: 18.07.2007
Şehir: Zonguldak
 
reis -/- Tarih :24-12-2008 Çarşamba | 21 : 17 20
Fikir ve Yorum Bizim Gücümüz
Biz İskenderoğulları büyük bir sülale olarak acaba gücümüzün farkına ne zaman varacağız.
Şimdi durup dururken acaba bu yorumu; da nereden buldun diyenler olabilir ama bizlerde artık yakalaşan seçimlerde gücümüzü bizlere en iyi hizmet verebilecek olan,veya bizleri en iyi şekilde temsil edbilecek kardeşlerimizi , büyüklerimizi ne zaman hatırlayacağız.
Artık taşları oynatmanın zamanı gelmedimi?
Birazda bizler olduğumuz illerde sülale büyüklerimizce neden değerlendirilmez? Tüm akrabaların görüşlerine.
 
Başa dön    
Sayfa : 1 [2] 3 4 ... 10
Tüm hakları İSKENDERZADELER e aittir.